kırılırken en çok ses çıkartan şey hayaldir. üstelik öyle yankılı olur ki sesi, günlerce haftalarca zihninizde gezinebilir. çok sesli bir koro kurabilir. "ben sana demiştim, ben sana demiştim, ben sana demiştim" (bas) "keşke, keşke, keşke" (soprano) "bak gene aynı şey oldu, hep böyle olmaz mı? hep ama hep ama hep böyle olmaz mı?" (mezzo-soprano) "gidelim buralardan" (tenor)... ve bir fısıltı... belki böylesi daha hayırlı...
bir vücudu olmadığı halde paramparça olabilen şeydir hayal. ve kıymık kıymık içinize batabilir... galiba hayaller en çok kırıldığında gerçeğe yaklaşır. ışıltılı bahçelerinde, tüyden hafif bir biçimde dolanırken hayalin, birden renkleri solar ve soğuk, yıpranmış; hiç değilse "işte o kadarlığıyla" canınızı sıkan gerçeğin avuçlarına bırakıverir sizi.
hayak kırıklığı, benim diğerlerine en çok yaşattığımı düşündüğüm şeydir. tanımadığım, bilmediğim bir "ben"den beklentileri o kadar fazladır ki güzelim insanların... bir de ne göreyim: bir vakitler yüksek sesle "yaparsın sen aslansın" diyen bakışlar, artık almış başını gidiyor. artık kimse benimle göz teması kurmuyor. boşluk doldurmak, havadaki gergin suskunluğu örtbas etmek için dudaklardan hep o aynı, bildik; ama bir türlü yerli yerinde kullanılmayan kelime dökülüyor. yukarıdan aşağı dokuz... (hayırlısı)
hayal kırıklığı, en çok uğradığım mekandır. içki servisi yoktur. sahne şovu berbattır. havasızdır, tavanı alçak, giriş ücreti epey pahalıdır. gene de müşterisi boldur. ama kimse kimseyle konuşmaz; herkes kendi içinde, çok sesli bir koronun eşliğinde "bir daha asla kurmayacağım" dediği hayallerin bir yerlerde yeşerdiğinden habersiz... herkes... işte öyle... kendi yarasını sarabilmekle meşguldür.
2 yorum:
istiğna.Eğer kalbi dünyeviyattan çekip ötelere bağlayamazsak kendimizin ve diğer tüm insanların dünyasında boğulmaktan ve hayal kırıklıkları yaşamak ve yaşatmaktan kaçamayız.Elbette tamamiyle onlardan yüz çevirmek anlamına gelmiyor.Bunu halvet der encümen ile açıklayabiliriz.
Tek mesele 21. yüzyılın debdebesinden ruh ve kalbi kurtarıp ötelerin gözcüsü olmaktır, yoksa başka ihtimal yok ki boğulacağız.Peki bu kalp nasıl bağlanır.Onu da büyükler söylemişler uygulaması hastalığına deva arayana:
"Efendim sizin işiniz nedir?"
"Bizim işimiz çözüp bağlamaktır"
Devamı için Gavsı Kasrevi Seyyid Abdülhakim el hüseyni,Sohbetler Kitabı)
Yanlış kelam ettiysem affediniz sadece bir öneriydi.Vesselam.
iyi yönünden bakın. hayal kırıklığı olmasaydı gerçeklerştirdiğimiz hayaller bu kadar zevk vermezdi.
Yorum Gönder